Ateş

Günümüzde ateş, hekimlerin en sık karşılaştıkları sağlık sorunlarından birisidir.

İnsan vücudunun normal şartlardaki ısısı 36,5 C'dir. Bu değer bebeklerde ve küçüklerde 36,8 olabilir. Vücut tüm fonksiyonlarını, bu ısı değerleri arasında yerine getirdiği için "ateş" diye adlandırılan "vücut ısısının yükselmesi" durumu, vücudun normal dengelerinde bir bozulma olduğunu gösterir.

Ateş, kendi başına bir hastalık değil, hastalık belirtilerinden bir tanesidir. Enfeksiyon, ödem, doku hasarı veya aşı gibi nedenlerle vücut ısısını düzenleyen ısı düzenleyici merkezdeki dengenin bozulması sonucunda ateş oluşur. Dolayısıyla ateşe neyin sebep olduğu mutlaka bir doktor tarafından tespit edilmelidir.

Ateş, aslında doğal bir savunma mekanizmasına işaret etmesine karşın aileler için önemli bir korku nedenidir. Gereksiz yaşanan korkular, paniklemeye ve zaman zaman da hatalı uygulamalara neden olabilir. Unutulmaması gereken şey, ateşin pek çok nedenden dolayı ortaya çıkabileceğidir. Özellikle bebeklerde, ateş görülmese de çok ciddi hastalıklar oluşabilir.

Yüksek Ateş Nedir? Ateş Neden Yükselir?

Çocukların kulaktan ve ağızdan ölçülen ateşleri 36-36,8 C ise bu normal vücut ısısıdır. Koltukaltından 37 C, ağızdan 37,5 C ve makattan (rektal olarak) 38 C ve üzerinde ölçümler alınıyorsa bu yüksek ateş olarak tanımlanabilir. Bu durumda ateşi kontrol altına almaya yönelik müdahalelerin yapılması gerekmektedir.

  • Ateşe neden olabilen bakteri, virüs gibi mikroorganizmalar vücuda girer.
  • Bu mikroorganizmalar "pirojen" adı verilen çeşitli maddeler salgılar.
  • Cevap olarak vücutta endojen adı verilen maddeler salgılanır.
  • Vücut ısısını dengede tutan termoregülatör bölge harekete geçer ve bunun sonucunda ateş ortaya çıkar.

Ateşin yükselmesiyle havale geçirme arasında her zaman bir ilişki yoktur. Ateş sadece hastalık yapıcı bir mikroorganizmanın vücuda girmesiyle yükselmez. Rutin yapılan aşılar sonucu, 5 aylık-2.5 yaş arasındaki bebeklerin diş çıkarmaları dönemlerinde, vücutta oluşan bir doku hasarı sonucunda da ateş yükselebilir. Bazı çocuklarda düşük ateşte bile havaleye rastlanabilir. Havale nöbetleri genellikle 6 ay ile 5 yaş arasında görülür. Eskiden havale geçiren çocuklarda mutlaka bir beyin hasarı kalacağı düşünülürken, artık bunun doğru olmadığı bilinmektedir. Önemli olan havalenin kendisinden çok, havaleye neden olan hastalıktır. Tipik havale nöbetinde bebeklerde şuur kaybı, kol ve bacaklarında kasılmalar oluşur.

Kontrol altına alınamayan uzun süreli yüksek ateş ve havale belirtilerinin görülmeye başlandığı anda hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.

Hipotermi ve Hipertermi

Hipertermi, çevresel faktörler nedeniyle, ortam ısısının artmasıyla vücut ısısının yükselmesidir. Hipertermi, yüksek ateşle karıştırılmamalıdır. Hipertermi nedeniyle, kişiler terler ve soğuk sıvı almak isterler. Ateşi yükselen kişiler üşüdüğünü, hipertermik kişi ise ısındığını hisseder.

Hipotermi ise vücut sıcaklığının 35 C’nin altına düşmesidir ve hayatı tehdit eden bir olaydır. Özellikle küçük çocuklarda, yaşlılarda ve bazı hastalarda vücut ısı dengesinin hassas olması nedeniyle hipotermi, ciddi durumlara neden olur. Ateşin düşme belirtisi titreme, derinin soğuk ve soluk olması, bitkinlik ve konuşma güçlüğüdür. Halk arasında "donma" olarak bilinen ve dağcılık sporu ile ilgilenenlerin sıkça karşılaştıkları ateş düşmelerinin nedeni genel olarak aşırı soğuğa maruz kalmadır. Bazı ilaçların (ağrı kesici-ateş düşürücü gibi) yan etkisi olarak da meydana gelebilir.

Hipotermi olan kişilerin tüm giysileri çıkarılır, kişi normal sıcaklıktaki bir odaya alınır. Bir battaniye yardımı ile yavaş yavaş ısıtılır. Çok sıcak olmayan içecekler verilir. Sık aralıklarla, örneğin yarım saatte bir ateş ölçümü yapılarak doktora ulaşana kadar ısıtıcı önlemler alınmaya devam edilmelidir. Özellikle kullanılan bir ilaçtan dolayı hastanın hipotermi olma ihtimali varsa, zaman kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.

Ateş Nasıl Ölçülür?

Ateş çeşitli şekillerde ölçülebilir.

  • Koltuk altı
  • Rektal (makattan ölçüm)
  • Timpanal (kulaktan ölçüm)
  • Oral (ağız içinden ölçüm)

Ölçümünde hangi yöntemin uygulanacağı, çocuğun yaşına göre belirlenir. Bebeklerde rektal ölçümler, daha büyük çocuklarda ise koltuk altı ölçümleri yapılır. Genellikle koltuk altına oranla rektal yoldan alınan ölçümler 0,5-1 C daha yüksek bulunur. Koltuk altı ölçümü yapılırken terleme varsa önce o bölge kurulanmalı, sonra cıvalı kısım koltuk altına gelecek şekilde yerleştirilmeli ve 3 dakika tutulmalıdır. Civalı termometreler en güvenilir ölçüm aletidir. Yaralanmalara neden olabileceğinden, kırılmaması için dikkat edilmelidir.

Ağızdan ölçüm yapılırken ölçümden 5-10 dakika önce soğuk ve sıcak yiyecek ve içeceklerin alınmamasına dikkat edilmelidir. Termometre ağızda 2-3 dakika bekletildikten sonra okuma yapılmalıdır.

Hızlı ölçüm yöntemlerinden biri de timpanik termometrelerle kulaktan yapılan ölçümlerdir. Termometre kulağa dikkatlice yerleştirilerek ölçüm yapılır.

Ateşi Nasıl Kontrol Altına Alırız?

Çocuklarda ve bebeklerde ateş görüldüğünde evde alınabilecek basit ve temel önlemler önemlidir. Ateşin tedavisi yalnızca ateş düşürücü ilaçlarla değil, aynı zamanda uygun metotlarla desteklenmelidir. Bu uygulamalar ateş düşürücü kullanmak kadar etkilidir.

Ateşli bebeğin bulunduğu ortamın ısısı 21-220 C arasında tutulmalıdır. Oda ısısının ayarlanması için havalandırmalar ve vantilatörler kullanılabilir, ancak bebeğin direkt olarak hava akımına maruz kalmamasına dikkat edilmelidir. Çocuğun üzerindeki kalın giysiler çıkarılmalı, ince ve gevşek giysiler giydirilmelidir.

Ateşli çocuğun kalori gereksinimi artar, bu nedenle çocuğun aç kalmamasına dikkat edilmelidir. Yine de beslenme için aşırı zorlanmamalıdır.

Yüksek ateşi düşürebilmek için ılık su (29-32 °C) ile ıslatılmış bir bezle vücut silinir.

Yüksek ateşte bol miktarda sıvı alımı sağlamalıdır. Verilecek sıvının çok sıcak veya çok soğuk olmamasına dikkat edilmelidir.

Doktorun tavsiye ettiği bir ateş düşürücü (antipiretik) kullanarak ateşi kontrol altına alabilirsiniz. Ateş düşürücüler çocuğun yaşına ve kilosuna bağlı olarak farklı miktarlarda kullanılır. Bu nedenle bir hekime danışmadan ateş düşürücü ilaç kullanmayınız.

Banyoya girebilecek konumdaki çocuklar ılık suyla, silinerek yıkanabilir. Saçların çok ıslatılmamasına dikkat edilmelidir.

Ateşli Çocuğa Neler Yapılmamalı?

Ateşi yükselen çocuklarda yapılması gereken bazı basit işlemler ateşi düşürmekte son derece yardımcı olurken, bazı yanlış uygulamalar da tedavi sürecinin sağlıklı işleyişini engellemektedir.

Bu YANLIŞ UYGULAMALAR kısaca şöyle sıralanabilir:

  • Vücudun belli bölgelerinde uzun süre çok soğuk bez bırakmak (titremeye neden olur ve ateşin daha da yükselmesine yol açar)
  • Alkol ya da sirke ile vücudu silmek
  • Üşüyebilir korkusu ile çocuğun giysilerini çıkartmamak ve daha çok şey giydirmek
  • Çok sıcak veya çok soğuk içecekler vermek
  • Yanlış ateş düşürücü kullanmak
  • Aşırı dozda veya eksik dozda ilaç kullanmak
  • Uygun aralıklarda ateş düşürücü kullanmamak
  • 12 yaş altındaki çocuklarda viral enfeksiyonlar olduğunda doktora danışmadan ilaç kullanmak

Ateşi yükselen çocuklarda ve özellikle bebeklerde, aşağıdaki belirtilerden bir veya birkaçı ateşe eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden bir doktora başvurulmalıdır. Çünkü ciddi bir hastalığın da belirtisi olabilen ateşe aşağıdaki belirtiler de eklenebilir:

  • Ateş özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde görülüyorsa
  • Ateş bebek ve çocuklarda 40°C'nin üzerinde görülüyorsa
  • Bebek ve çocuklarda ağlama, inleme ve dokunulduğunda huzursuzlaşma varsa
  • Ateşin yanında uyku eğilimi varsa
  • Ciltte döküntüler oluşuyorsa
  • Zor nefes alıp verme başlıyorsa
  • Yutkunma güçlüğü çekiliyorsa
  • Daha önce "havale" geçirmişse
  • Genel görünümünde kötüye gitme varsa
  • Boyun kısmında sertleşme varsa
  • Devamlı kusma, diyare (ishal) oluyorsa
Diş Çıkarma Dönemleri

Dişlerin oluşumu doğumdan önce başlar. İlk dişler ana rahmindeki yaşamın altıncı haftasında, ikinci dizini de beşinci ayda olmak üzere harekete geçer. İlk dişler, yani süt dişleri genellikle 5. ve 10. aylar arasında çıkar ve 30. ayda da sonlanır. Dişlerin oluşumu ve çıkması normal bir süreç, fizyolojik bir olaydır. Ancak diş etinde lokal doku değişikliklerine neden oldukları için bölgesel iritasyona yol açabilirler. Bunun için diş çıkartma dönemlerinde hemen hemen her bebekte farklı problemler görülür.

Bu dönemde:

  • Sert nesneleri ısırma isteği görülür. Diş etleri kaşınan bebekler bunu azaltmak için sert cisimleri çiğnemeye çalışırlar, bu da hassas diş etinin yaralanmasına neden olabilir, bölgede enfeksiyonlara yol açabilir.
  • Acı hissi ve ağrı
  • Aşırı tükürük ve salya salgılaması
  • Uykusuzluk ve halsizlik
  • Huzursuzluk ve ağlama nöbetleri
  • Hafif veya orta derecede ateş (buna kulak enfeksiyonları eklenebilir).

Bütün bu belirtiler dişlerin çıkmasından sonra kısa sürede biter, ancak diş çıkartma dönemleri aileler için oldukça rahatsız edici bir süreçtir.

Ağrı ve acı hissini giderici ilaçlar ve diş etinde meydana gelebilecek enfeksiyonları önlemek için de antiseptik (mikrop kırıcı) bileşikler faydalı olabilmektedir.

Bilinmesi Gerekenler
  • Çocuğun, dişlerini çıkmaya başladığı andan itibaren temizlemesi gerekir. Ancak 3 yaşa kadar fırça kullanma becerisi gelişmemiştir, 5 yaşına geldiğinde tam anlamıyla dişlerini fırçalayabilir.
  • Çocukların diş kontrolleri genellikle 3 yaş civarında başlatılır.
  • Dişlerin çıkmasından sonra bebeklerin beslenmesine daha da dikkat edilmesi gerekir.
  • Şeker içeren maddeler karyojeniktir. Şeker bakterilerin etkisiyle ağızda hemen asitleşir. Bu asit dişin dış tabakasını eritir ve diş çürümelerine yol açan bakterilerin çoğalmasına uygun ortam oluştuğu için dişler çürür.
Sağlığınız

Sağlığınız

İnsanların daha aktif bir hayat sürmelerini, kendilerini daha iyi hissetmelerini ve daha uzun yaşamalarını sağlamayı amaçlıyoruz.

Hızlı Erişim

Tedavi Alanları
ara
GSK Türkiye Siteleri
ara